İKLİM KANUNU ŞİRKETLER İÇİN NE GETİRİYOR? İHLALİN BEDELİ 62,7 MİLYON TL’YE ÇIKABİLİR
- Av. & Arb. Mehmet Selçuk BERK
- 11 saat önce
- 7 dakikada okunur
Giriş
İklim değişikliği, şirketler açısından yalnızca çevresel veya sosyal sorumluluk konusu olmaktan çıkmıştır. Üretimde kullanılan enerji, tesisten kaynaklanan sera gazı emisyonları, tedarik zincirinin karbon yoğunluğu ve şirketin çevresel iddiaları artık doğrudan hukuki ve mali sonuç doğurabilmektedir.
7552 sayılı İklim Kanunu, 2 Temmuz 2025 tarihinde kabul edilmiş ve 9 Temmuz 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun ile Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurulması, sera gazı emisyon izinlerinin verilmesi, tahsisatların alınıp satılması ve iklim değişikliğiyle ilgili faaliyetlerin denetlenmesi için temel hukuki çerçeve oluşturulmuştur.
27 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan Tebliğ ile Kanun kapsamındaki idari para cezalarının 2026 yılında uygulanacak güncel tutarları da belirlenmiştir.
Yeni dönemde şirketlerin iklim mevzuatını yalnızca çevre biriminin takip ettiği teknik bir alan olarak görmesi yeterli değildir. Emisyon verileri, izinler, yatırımlar, üretim maliyetleri ve tahsisat yükümlülükleri; hukuk, finans, üretim ve üst yönetimin birlikte yönetmesi gereken kurumsal riskler hâline gelmektedir.
Kanun bütün şirketleri aynı şekilde mi kapsıyor?
İklim Kanunu; kamu kurumları, gerçek kişiler ve tüzel kişiler bakımından genel yükümlülükler içermektedir. Ancak Kanun’daki her yükümlülük her şirkete aynı şekilde uygulanmaz.
Şirketin yükümlülükleri belirlenirken özellikle;
Faaliyet gösterdiği sektör,
Tesisin üretim kapasitesi,
Doğrudan sera gazı emisyon miktarı,
Kullanılan yakıt ve hammaddeler,
Ozon tabakasını incelten maddeler,
Florlu sera gazları,
Emisyon Ticaret Sistemi kapsamına girip girmediği,
İhracat yaptığı ülkeler,
Mevcut çevre ve emisyon izinleri
değerlendirilmelidir.
Özellikle enerji, çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, kimya, cam, seramik, kâğıt ve yoğun enerji tüketen üretim faaliyetleri bakımından iklim uyumu daha yüksek önem taşımaktadır.
Bununla birlikte doğrudan ETS kapsamına girmeyen şirketler de tedarik zinciri, ihracat koşulları, finansmana erişim, müşteri talepleri ve çevresel reklamlar nedeniyle iklim mevzuatından dolaylı olarak etkilenebilir.
Emisyon Ticaret Sistemi nedir?
Emisyon Ticaret Sistemi, sera gazı emisyonlarına bir üst sınır belirlenmesi ve şirketlere belirli miktarda emisyon hakkını temsil eden tahsisatların dağıtılması veya satılması esasına dayanan piyasa sistemidir.
Sistemde genel olarak;
İşletmenin sera gazı emisyonu ölçülür,
Emisyon raporu doğrulanır,
İşletmeye belirli tahsisatlar sağlanır veya işletme tahsisat satın alır,
Gerçekleşen emisyon kadar tahsisat teslim edilir,
Emisyonunu azaltan işletme daha az tahsisata ihtiyaç duyar,
Yükümlülüğünü karşılayamayan işletme piyasadan ilave tahsisat almak zorunda kalabilir.
Böylece karbon emisyonu yalnızca çevresel bir veri olmaktan çıkarak şirketin maliyetlerini ve yatırım kararlarını etkileyen ekonomik bir değere dönüşür.
Türkiye ETS Yönetmeliği henüz yürürlüğe girdi mi?
21 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, İklim Değişikliği Başkanlığının internet sitesinde taslak olarak yer almaktadır.
Bu nedenle taslakta belirtilen sektörler, pilot dönem, tahsisat yöntemleri ve indirimli yaptırım hükümleri henüz kesinleşmiş yürürlük hükümleri olarak değerlendirilmemelidir.
Kanun, ETS’nin temel esaslarını belirlemektedir. Ancak sistemin kapsamı, hangi faaliyet ve kapasitedeki tesislerin yükümlü olacağı, izin başvuruları, tahsisatların dağıtımı ve teslim takvimi gibi uygulama ayrıntıları çıkarılacak yönetmelikle netleşecektir.
Şirketlerin taslak düzenlemeyi takip etmesi önemlidir; ancak hukuki değerlendirmeler yürürlükteki Kanun ile nihai olarak yayımlanacak ikincil mevzuata dayanmalıdır.
Sera gazı emisyon izni zorunluluğu
İklim Kanunu’nun 9’uncu maddesine göre, ETS kapsamında yönetmelikle belirlenecek doğrudan sera gazı emisyonuna neden olan faaliyetleri yürüten işletmelerin İklim Değişikliği Başkanlığından sera gazı emisyon izni alması zorunludur.
Kanunun geçici hükmü uyarınca ETS kapsamına dâhil olacak işletmelerin, Kanunun yürürlüğe girdiği 9 Temmuz 2025 tarihinden itibaren üç yıl içinde sera gazı emisyon izni alması gerekir.
Bu süre içinde işletmelerin bir defaya mahsus olmak üzere sera gazı emisyon izinlerinin bulunduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte bu geçiş hükmü, şirketlerin hazırlıklarını son tarihe bırakabileceği anlamına gelmez.
İzin başvurusu için gerekli olabilecek;
Tesis ve faaliyet envanteri,
Emisyon kaynakları,
İzleme planları,
Doğrulanmış emisyon raporları,
Teknik kapasite bilgileri,
Ölçüm ve hesaplama yöntemleri
önceden hazırlanmalıdır.
Emisyon raporunun zamanında sunulmaması
Sera gazı emisyonlarının takibine ilişkin mevzuat uyarınca hazırlanması gereken doğrulanmış emisyon raporunun süresinde sunulmaması idari para cezasına tabidir.
2026 yılı bakımından doğrulanmış sera gazı emisyon raporunu süresinde sunmayanlara, tesisin kapasitesi ve hesaplanan yıllık emisyonu dikkate alınarak 627.450 TL’den 6.274.500 TL’ye kadar idari para cezası uygulanabilir.
İşletmenin ETS kapsamında bulunması hâlinde bu ceza iki kat uygulanır.
Ayrıca ETS kapsamındaki işletmenin doğrulanmış raporu zamanında sunmaması durumunda, işletmenin işlem kayıt sistemi hesabında bulunan tahsisatlar üzerinde teslim yükümlülüğünün yerine getirilmesi dışındaki işlemler engellenebilir.
Rapor sonradan sunulduğunda hesap üzerindeki engel kaldırılabilir; ancak raporun sonradan verilmesi idari para cezasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
İzinsiz faaliyetin cezası
ETS kapsamındaki bir işletmenin;
Sera gazı emisyon izni almadan faaliyet göstermesi,
Süresi bitmiş izinle faaliyetine devam etmesi,
İptal edilmiş izinle faaliyet yürütmesi
yaptırıma tabidir.
Doğrulanmış yıllık sera gazı emisyon raporu bulunan işletmeler bakımından ceza, Başkanlığa sunulan son beş yıllık raporlar içindeki en yüksek emisyon değerinde yer alan her bir ton karbondioksit eşdeğeri emisyon üzerinden hesaplanır.
2026 yılında bu tutar, her bir ton karbondioksit eşdeğeri emisyon başına 6,2745 TL olarak uygulanmaktadır.
Doğrulanmış yıllık sera gazı emisyon raporu bulunmayan işletmeler bakımından ise 2026 yılında 1.254.900 TL’den 12.549.000 TL’ye kadar idari para cezası uygulanabilir.
İzinsiz faaliyetin yüksek emisyonlu bir tesiste gerçekleşmesi, cezanın toplam tutarını önemli ölçüde artırabilir.
Tahsisat teslim edilmezse ne olur?
ETS kapsamındaki işletmeler, doğrulanmış emisyonlarına karşılık gelen miktarda tahsisatı süresi içinde teslim etmekle yükümlü olacaktır.
Yükümlü olunan tahsisatların teslim edilmemesi hâlinde, teslim edilmeyen her tahsisat için;
İlgili yılın son üç ayındaki birincil piyasa ağırlıklı ortalama tahsisat fiyatı ile
Aynı dönemdeki ikincil piyasa ağırlıklı ortalama tahsisat fiyatından
yüksek olanın iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.
Para cezasının ödenmesi, teslim edilmeyen tahsisata ilişkin yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. İşletmenin sonraki dönemde, yeni dönem yükümlülüğüne ek olarak eksik tahsisatları da teslim etmesi gerekir.
Bu nedenle tahsisat açığı yalnızca tek seferlik para cezası değil, sonraki döneme taşınan ilave bir mali yük oluşturabilir.
İznin iptal edilmesi mümkün mü?
Tahsisat teslim yükümlülüğünün her yıl en az yüzde 80’ini süresi içinde üç yıl üst üste yerine getirmeyen işletmelerin sera gazı emisyon izni iptal edilir.
Bu işletmelere üç aydan altı aya kadar yeni sera gazı emisyon izni verilmez.
Üretim faaliyeti sera gazı emisyon iznine bağlı bir işletme için izin iptali, idari para cezasından daha ağır ticari sonuçlar doğurabilir. Üretimin durması; siparişlerin karşılanamaması, sözleşmelerin ihlali, müşteri kaybı ve iş gücü maliyetleri gibi zincirleme zararlar yaratabilir.
Bilgi ve belge vermemenin cezası
İklim Kanunu kapsamında talep edilen bilgi, belge ve verileri sunmayan veya yanıltıcı beyanda bulunan gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri hakkında 2026 yılında 213.333 TL idari para cezası uygulanabilir.
Şirket içindeki emisyon bilgilerinin farklı birimlerde tutulması, kullanılan hesaplama yöntemlerinin belgelenmemesi veya tedarikçi verilerinin doğrulanamaması, denetim sırasında önemli risk oluşturabilir.
Bu nedenle şirketlerin yalnızca emisyon rakamını hesaplaması değil, hesaplamanın hangi kayıt ve belgelere dayandığını da ispatlayabilmesi gerekir.
Ozon tabakasını incelten maddeler ve florlu sera gazları
Kanun yalnızca karbon emisyonlarını ve ETS’yi düzenlememektedir. Ozon tabakasını incelten maddeler ile florlu sera gazlarının kullanılması, ithal edilmesi, ticareti, piyasaya arzı, etiketlenmesi ve veri tabanına bildirilmesi de yaptırım kapsamındadır.
2026 yılı itibarıyla bazı önemli ceza tutarları şunlardır:
Ozon tabakasını incelten maddeleri mevzuata aykırı kullanan, ithal eden, ticaretini yapan veya piyasaya arz edenlere 3.137.250 TL,
Bu maddeleri içeren ürün ve ekipmanlara mevzuata aykırı bakım, onarım veya servis hizmeti verenlere 313.725 TL,
Etiketleme yükümlülüklerine aykırı hareket edenlere 150.588 TL,
Florlu sera gazlarını mevzuata aykırı kullanan, ticaretini yapan veya piyasaya arz edenlere 3.137.250 TL,
Hidroflorokarbonları kotasız veya kotayı aşarak ithal edenlere 1.254.900 TL,
Bildirim ve raporları veri tabanına süresinde girmeyen veya güncellemeyenlere 150.588 TL
idari para cezası uygulanabilir.
Bazı ihlallerde para cezasına ek olarak hidroflorokarbon kontrol belgesinin verilmemesi veya sonraki yıl kotasında kesinti yapılması da mümkündür.
Her bir fiil için ceza üst sınırı
İklim Kanunu’nda her bir fiil için uygulanabilecek idari para cezasının üst sınırı başlangıçta 50 milyon TL olarak belirlenmiştir.
Yeniden değerleme sonucunda bu üst sınır 2026 yılı için 62.745.000 TL olmuştur.
Ancak bu tutar, her aykırılıkta doğrudan 62,7 milyon TL ceza verileceği anlamına gelmez. Ceza; ihlalin türüne, tesisin kapasitesine, emisyon miktarına ve Kanun’da öngörülen hesaplama yöntemine göre belirlenir.
Tekrar hâlinde cezalar artıyor
Kanun kapsamındaki idari para cezasını gerektiren fiilin cezanın tebliğinden itibaren üç yıl içinde tekrarlanması hâlinde;
Birinci tekrarda ceza bir kat,
İkinci ve sonraki tekrarlarda ceza iki kat
artırılır.
Ayrıca aykırılığın giderilmesi için şirkete süre verilmesi mümkündür. Verilen süre içinde aykırılık düzeltilmezse faaliyet kısmen veya tamamen durdurulabilir.
Şirkete süre verilmesi veya faaliyetin durdurulması, idari para cezasının uygulanmasına engel değildir.
Şirketler nasıl hazırlanmalı?
İklim Kanunu’na proaktif uyum için şirketlerin aşağıdaki adımları atması gerekir:
1. Kapsam analizi yapılmalı
Şirketin ve tesislerinin mevcut sera gazı izleme mevzuatı ile gelecekteki ETS kapsamına girme ihtimali belirlenmelidir.
2. Emisyon kaynakları haritalanmalı
Yakıt kullanımı, üretim prosesleri, elektrik tüketimi, soğutucu gazlar ve diğer doğrudan veya dolaylı emisyon kaynakları tespit edilmelidir.
3. Veri sorumluları belirlenmeli
Üretim, çevre, finans, satın alma ve hukuk birimlerinden gelen verilerin kim tarafından toplanacağı ve doğrulanacağı yazılı olarak belirlenmelidir.
4. Emisyon kayıtları denetlenebilir olmalı
Hesaplamaların dayandığı faturalar, sayaç verileri, üretim miktarları, laboratuvar sonuçları ve teknik raporlar düzenli şekilde saklanmalıdır.
5. İzin takvimi oluşturulmalı
Sera gazı emisyon izni, çevre izinleri, emisyon raporları ve veri tabanı bildirimleri için şirket içi takip sistemi kurulmalıdır.
6. Tahsisat maliyeti finansal planlamaya alınmalı
ETS kapsamına girebilecek işletmeler olası tahsisat ihtiyacını, karbon fiyatını ve üretim maliyetine etkisini senaryo bazında hesaplamalıdır.
7. Tedarikçi sözleşmeleri güncellenmeli
Tedarikçilerin emisyon verisi sunması, bilgilerin doğruluğunu taahhüt etmesi ve mevzuat değişikliklerine uyum sağlaması sözleşmelerde düzenlenmelidir.
8. İkincil mevzuat izlenmeli
Türkiye ETS Yönetmeliği henüz taslak aşamasında olduğundan nihai Yönetmeliğin yayımlanması yakından takip edilmelidir.
Proaktif hukuki korumanın önemi
İklim hukukunda uyum, idari para cezası kesildikten sonra hazırlanacak bir savunmadan ibaret değildir.
Şirketlerin;
Emisyon kaynaklarını önceden belirlemesi,
Verilerini düzenli toplaması,
Raporlarını doğrulatması,
İzin takvimini takip etmesi,
Tahsisat ihtiyacını hesaplaması,
Tedarik zincirini sürece dâhil etmesi
gerekir.
Eksik veriyle yapılan bir emisyon hesabı yalnızca raporlama hatası değildir. Yanlış tahsisat planlamasına, beklenmeyen maliyete, idari yaptırıma ve faaliyet izninin kaybedilmesine kadar uzanan sonuçlar doğurabilir.
Sonuç olarak
7552 sayılı İklim Kanunu ile karbon emisyonları şirketler açısından ölçülmesi, raporlanması, izinlendirilmesi ve ekonomik olarak yönetilmesi gereken bir hukuki risk alanına dönüşmüştür.
2026 yılında doğrulanmış emisyon raporunun sunulmaması nedeniyle 6,2 milyon TL’ye, izinsiz faaliyet nedeniyle 12,5 milyon TL’ye ve her bir fiil bakımından 62,7 milyon TL’ye kadar çıkabilen yaptırım riski bulunmaktadır. Para cezasının yanında tahsisat işlemlerinin engellenmesi, emisyon izninin iptali ve faaliyetin durdurulması da mümkündür.
İklim uyumu bakımından en güvenli yaklaşım, nihai ETS düzenlemelerinin yayımlanmasını beklemek değil; şirketin emisyon kaynaklarını, veri sistemini ve izin ihtiyaçlarını bugünden haritalandırmaktır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her şirketin yükümlülükleri; faaliyet alanı, tesis kapasitesi, emisyon miktarı ve yürürlüğe girecek ikincil düzenlemeler dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.
Kaynaklar: 7552 sayılı İklim Kanunu – TBMM, İklim Değişikliği Başkanlığı – 2026 idari para cezaları Tebliği, Resmî Gazete – 27 Aralık 2025 tarihli Tebliğ, İklim Değişikliği Başkanlığı – ETS Yönetmeliği taslağı

